İrlanda’ya Gitmek İçin 5 Sebep

Aslında bu güzel ve samimiyet dolu Birleşik Krallık ülkesine gitmek için anlatmakla bitiremeyeceğimiz kadar çok sayıda neden var. Ancak biz 5 ile sınırlayalım dedik. Zaten tek bir fotoğrafına bakmanız bile, inanın sizi ikna etmeye kolaylıkla yetecektir.

  1. Parklar ve Yeşillikler

Yeşilin bambaşka bir tonunu bulacağınız, nadir ülkelerden biri İrlanda. Dublin mesela, teknoji devlerinin merkezi ama aynı zamanda Avrupa’nın en büyük şehir parkları da bu kentte bulunuyor. Bu alışık olduğumuzun baya bir dışında, kabul edelim. Ayrıca doğa manzaraları da nefes kesici nitelikte. Yine basit bir örnekle, Atlas Okyanusu boyunca metrelerce yükseklikte bulunan anakaradan adaya geçmek üzere halatlarla yapılmış Rope Bridge’den geçmek ve bu tüyler ürpertici deneyimi yaşamak, sizlere tarifi imkânsız ve de unutulmayacak güzellikte hisler yaşatacaktır. Bir de bölgeye giriş ücretsiz, gel de sevme şimdi bu ülkeyi.

Ülkenin sadece başkenti değil, merkezi, taşrası her yeri yemyeşil ve tertemiz bir havası var. İnsan hayalini kurarken bile ferahlıyor. J

  1. Edebiyat ve Sanat

Unesco tarafından ‘Edebiyat Başkenti’ olarak seçilmiş ve Dünya’nın en önemli yazarlarını yetiştirmiş Dublin’e gitmek için bu sebep tek başına bile yeterli olabilir. Samuel Beckett, Oscar Wilde, James Joyce, Bernard Shaw, W.B Yeats, Seamus Heaney, Bram Stoke, Jonathan Swift hep bu toprakların yetiştirdiği Dünya yazarları.

Edebiyat tutkunlarının mutlaka ziyaret etmesi gereken Dublin’de bulunan görkemli kütüphanesi ile de ünlü Trinity College unutulmamalı. Bu kütüphanede yer alan Hristiyan toplum için kıymetli eserlerin bulunduğu Book of Kells müzesi de mutlaka gidilip görülesi yerlerden.

  1. Teknoloji Devlerin Merkezi

Başkent Dublin, yüksek teknoloji endüstri bölgeleri, iş ve finans merkezleriyle Avrupa’nın Silikon Vadisi olarak tanımlanıyor. Google, Facebook, Yahoo, Microsoft, Intel, Pay-Pal, eBay, Linkedin gibi dünyanın en prestijli ve en büyük teknoloji firmalarının Avrupa merkezleri Dublin’de. O ballandıra ballandıra anlatılan harika ofisleri yakından görmek isterseniz, randevu alıp istediğiniz şirketleri gezebilme imkânınız var. Ne muhteşem değil mi?

  1. Muhteşem Müzikleri

İrlanda’nın geleneksel müziği ve “stepdancing” adı verilen dansı da dünyada bir fenomen yaratmıştır. Bazı yerlerde stepdancing için özel olarak gösteriler düzenlenmektedir. Flüt, akordeon, keman, gayda, gitar ve bodhrán adlı geleneksel davulların kullanıldığ bu müzik oldukça neşeli ezgilerden oluşmaktadır. Bir süre sonra siz de kendinizi kaptırıp bu dansı İrlandalılar ile yapmaya başlayabilirsiniz. Ayrıca Damien Rice ve Glen Hansard gibi başarılı ve sevilen sanatçıların da yetiştiği bir memleket. Merak edenler,  Once filmini ve oradaki muhteşem şarkılarla Glen Hansard beyefendiyi izleyebilir ve âşık olabilirler.

  1. Irish Publar

Rengarenk konseptleri ve ahşap dokularıyla, saatlerce İrlanda müzikleri ve enerji dolu insanlarla eğlenebileceğiniz harika publar da bu ülkede! Her şehrine has farklı farklı içkileriyle ve muhteşem danslarıyla yerinizde duramayacağınızı garanti edebiliriz.

 

Reklamlar

Merkeze Hem Yakın Hem Uzak Bir Mahalle: Bebek

İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde bulunan Bebek Mahallesi, kentin hem merkezinde olduğunuzu hissettiren bir nitelikte, tüm stratejik noktalara yakın; hem de sakin ve samimi oluşu ile şehrin kalabalık ve bunaltan gürültüsünden uzak, keyifli bir muhit. Her tarafa yakın olması, vapur ile bir anda karşıya geçme imkânı, Taksim’in yakınında olması, Ortaköy’e yürüme mesafesinde, gece yarılarında bile açık büfeler bulunabilen, İstanbul’un en sıcak ve en güzel yerlerinden birisi olan Bebek Mahallesi’nin sahip olduğu avantaj ve ayrıcalıklar saymakla bitmez.

Mahalle Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü’nü ve üniversite lojmanını sınırlarında bulundurmakla kalmıyor; ayrıca yine Boğaziçi Üniversitesi’ne ait Albert Long Hall kültür merkezini de içine kapsıyor.  Bu nedenle etraf genç ve enerjik Boğaziçili öğrencilerle dolup taşıyor. Ayrıca mahallenin sahip olduğu kolay ulaşım imkânı ve merkeze yakınlığı, diğer üniversite öğrencilerini de buraya çeken sebeplerden biri.

Bebek sahilinde huzur dolu yürüyüşler yapabileceğiniz, bisiklet sürebileceğiniz ve denizi izleyip koşuşturan insanları görebileceğiniz nadide ve zarif insanların yaşadığı bir mahalle.

Tadına doyum olmayan deniz manzarası ile muhteşem mimarisi ile Mısır Konsolosluk Binası’nın tam karşısında yer alan Bebek Parkı’nda yürüyüşünüzü yapabilir ve güzel zaman geçirebilirsiniz. Özellikle bahar ve yaz ayları gelince kalabalıklaşan parkta yer bulmanız zor olacak olsa da, kitabınızı kulaklığınızı alıp burada gölge bir alanda, çimenlerin üzerinde keyifle kitabınızı okuyabilirsiniz.  Hatta Bebek Şenliği döneminde cıvıl cıvıl olan parkta, kurulan tezgâhlarda özel tasarım takılardan kıyafetlere kadar birçok şey satın alabilir ve amatör gruplarının yaptığı müzikleri de dinleyebilirsiniz.

Çok sayıda denize nazır kafe ve restoran da bulunan mahallede bu güzel mekânlarda soluklanabilir, vapur ve martı sesleri eşliğinde yemeğinizi yiyebilir ve ya çayınızı kahvenizi içebilirsiniz.

 

Kültür Mahallesi

Ankara’nın Çankaya ilçesine bağlı bulunan Kültür Mahallesi, Kızılay semtinde yer almakta. Meşrutiyet, Mithatpaşa, Yüksel Caddesi gibi büyük ve geniş caddeleri de barındıran bir mahalle. Kültür Mahallesi’ni özel kılan yanı ise inşası 20 yıl süren ve 1987’de ibadet hizmetine açılan Kocatepe Camii’dir. Kocatepe Camii’de 4 adet minare bulunmaktadır ve bu minareler 88 metre uzunluğa sahiptir. Minarelere asansör ile çıkmak mümkündür.

Caminin alt bölümünde kütüphane, ticarethane, konferans salonu, Kocatepe Kültür Merkezi ve otopark bulunmaktadır. Caminin içine girdiğiniz zaman ise tarihi Osmanlı mimarisi ile modern mimarinin muhteşem harmanını görebilirsiniz. Ahizelerden kapılara, mermerlerden çinilere her bir ayrıntısında el emeğini görüp hissedebileceğiniz bu caminin içinde bulunan yazılar Hamit Aytaç ve Mahmut Öncü tarafından, konferans salonundaki yazılar ise Emin Barın tarafından yazılmıştır. Pek çok fuarın da gerçekleştirildiği bu alan, en çok ramazan döneminde ziyaretçilerinin yoğun ilgisini görüyor.

Caminin yakınında aynı zamanda Türkiye Diyanet Vakfı Genel Merkezi binası ile T.C. Ankara Müftülüğü de bulunmaktadır. Mahallede bulunan çok sayıda otel yanında, özel kurum ve vakıfların misafirhaneleri ve öğrenci yurtları bulunmaktadır. Çaldıran Parkı ise çocukların güzel vakit geçirebilecekleri sevimli bir park olarak bölgede yerini almakta.

Mahalle, Sağlık Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü binası ile TED Üniversitesi kampüsü dışında çok sayıda dernek ve sendika merkez binalarının bulunduğu bir muhittir. Numune Hastanesi’nin ek hizmet binası da yine mahalle sınırları içinde yer almaktadır.

Kültür Mahallesinin içerisinde ve civar sokaklarda çok sayıda ünlü restoranlar da bulunmakta. Karnınızı doyurmak için kayıtsız kalabileceğiniz mekânlardan dilediğinize oturabilir ve leziz yemekleri ile güzel bir ziyafet çekebilirsiniz. Bölgeye ulaşım için EGO otobüslerini veya Kolej metrosunu kullanabilmeniz mümkün.

Ankara’nın en nezih yeri Çankaya Mahallesi

Ankara’nın en çağdaş ve nezih semtlerinden biri olan Çankaya’daki Çankaya Mahallesi, nazik ve düşünceli insanlardan oluşan kaliteli bir profile sahip. Konumu ve Kızılay’a yaklaşık 15 dakikalık mesafesi ile de stratejik bir önemde olan Çankaya Mahallesi, bu sebeple olacak ki yüksek kira ve konut fiyatlı dairelere sahip.

Başbakanlığa tahsis edilen Çankaya Köşkü burada bulunması sebebiyle mahalle, başkentte bürokrasinin can damarı olma niteliğinde. İngiltere, Hindistan, İsviçre, Çek, Güney Kore ve İsveç gibi ülkelerin büyükelçilikleri de yine bu mahallede yer almakta. 2016 yılında gerçekleşen suikast sonucu hayatını kaybeden Rus Büyükelçi Andrey Karlov’un isminin verildiği sokakta da Rus Büyükelçiliği bulunuyor. Bu nedenle günün her saati kalabalık ve hareketli bir muhit.

Ankara’nın en büyük parklarından biri olan ve genellikle insanların köpeklerini gezdirmek ve hoşça vakit geçirmek için tercih ettikleri Seğmenler Parkı da bu mahalle sınırları içinde bulunuyor. Parkta yaz aylarında yer bulmakta sıkıntı yaşayabilirsiniz. Katlanır kamp sandalyeniz ve içeceğiniz ile gelmeniz tavsiye olunur. Ayriyeten Botanik Parkı da bu mahallede bulunmakta ve güneşli günlerde pek çok doğaseveri ağırlamakta.

Mahallede özellikle dikkat çeken bir başka yer ise İsmet İnönü’nün 48 yıl yaşadığı ve devrim çalışmalarının gerçekleştirildiği Pembe Köşk. Cumhuriyet’in ilk yıllarında pek çok ilklere ev sahipliği de yapan bu ev, cumhuriyet tarihimiz açısından da çok kıymetli bir yerde. Yılda iki kez ücretsiz ziyarete açılan bu müzeye çevrilmiş köşkü mutlaka görmelisiniz. Hemen önünde de İsmet İnönü’nün heykeli bulunuyor.

Bölgede bulunan çok sayıda lüks ve pahalı restoranlardan birinde yemeğinizi yiyebilir ve konaklamak için onlarca otelden birini seçebilirsiniz. Pub ve kafeleri de ünlü olan bu mahallede ihtiyacınız olan her şeye cevap verebilecek bir mekân bulabilirsiniz.

Kıbrıs’ın Hayalet Şehri Maraş

Bir zamanlar Kıbrıs’ın turizm ve mimarinin cenneti olan Maraş diğer adıyla Varosha, dünya yıldızları ve zenginlerinin en gözde tatil beldelerinden birisi idi. Savaş başlamadan evvel dünyanın en zenginlerinin uğradığı bu kent, Marliyn Monroe’dan Sophia Loren’e kadar birçok ünlü ismi ağırladı. Şimdi ise şehir tamamen sessizliğe ve kaderine terk edilmiş vaziyette bulunmakta.

Zamanın Akmadığı Yer

Kıbrıs halkı, iç savaş ve harekâtlar sonralarında evlerini ve dükkânlarını geride bırakarak, yaşadıkları yerleri terk etmeye mecbur kaldılar. Maraş, Gazi Mağusa ilçesinde ve lüks mimarileri ile dikkat çeken ve dünyanın en önemli turizm noktalarından biri idi. Yunanca ismi Varosha olan Maraş, 14 Ağustos 1974 yılında İkinci Kıbrıs Harekâtı sonuncunda, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından ele geçirilmişti. Harekât, Gazi Mağusa’yı cesetlerle çevirdi. Maraş’ta zaman 1974’te durdu ve bir daha da akmadı.

Giriş Yasak

Anlaşmalar neticesinde bölge, yerleşime ve iskâna kapatıldı. Kıbrısı’ı ikiye ayıran Yeşil Hat tampon bölgesinde bulunan Maraş, TSK mensupları ve orduevi yakınındaki kız yurdu öğrencileri haricinde tamamen içeriye giriş kapalı bulunuyor. Bölgeye yalnızca askerler ve birinci derecen akrabaları araçla girebiliyor. İçeride Askeri Ordu Evi bulunduğundan askerler ve aileleri buradaki plajı da kullanabiliyorlar. Hayalet şehri görmek isteyen ziyaretçiler, Maraş İkon Kilisesi’nden öteye bir adım dahi gidemiyorlar.  Bölgeden araçla geçebilirsiniz ancak bu geçişlerde dahi kesin kurallar var; belirli bir hızın altına düşmeden ve arabayı hiç durdurmadan gitmek zorundasınız. Bölgeden yalnızca araçla geçilebildiği için neredeyse herkes bölgenin fotoğrafını çekmeye yelteniyor. Ancak bölgeden herhangi bir kayıt almak yasak; fotoğraf ya da video çekemiyorsunuz.

Annan Planı’na göre Rum tarafının denetimine bırakılması gereken Maraş, yapılan referandum ile Kıbrıs Türklerine bırakıldı. Ancak, bu durum bile hayalet şehre kilit vurulmasının önüne geçemedi. Yaklaşık 6,5 kilometre kadar deniz kıyısında boydan boya uzanan adanın, 1970’lerde yüzde 50lik bir alanını kaplayan oteller turizme açıktı. Harekât öncesi, hepsinin dolu olduğu söylenen otellerde 25 yıl sonrasına dahi rezervasyonlar bulunduğu iddia ediliyor. Yalnızca bu bölgedeki toplam otel yatak sayısı, Kıbrıs’ın tümündeki otel yatak sayısına eş değer kapasitedeydi.

Zamanında Maraş’ta bulunan İngiliz kraliyet ailesinin yaptırdığı Golden Sands Otel, söylenene göre dünyanın ilk yedi yıldızlı oteli olma özelliğini de taşıyor idi. Kıbrıs’ın turizm gelirinin yüzde 50sinden fazlası da bu bölgeye aitti. Şehirde 3000 iş yeri, 99 eğlence merkezi, 25 müze, 24 sinema ve tiyatro, 21 banka, 2 spor tesisi, 45 otel, 60 apartman otel, 4469 ev, 143 resmi daire, 9 kilise, mezarlık ve 8 okul bulunuyor. BM tarafından düzenli bakımı yapılan 3 bina dışındaki tüm binalar kaderine ve çürümeye terk edilmiş vaziyette. arazi değeri olarak da çok yüksek bir kıymette ancak ne yazık ki buz gibi bir soğuk sessizliğe  43 yıldır hapsedilmiş durumda.

Viyana’yı Kuşatmak İçin 10 Güzel Neden

Viyana dünyada yaşanılır yerler arasında ilk sıralarda gelmektedir. Barok mimarisi, valsleri, baloları ve tabii ki Mozart’ın şehri Viyana. Hem mimari hem de kültürel anlamda Avrupa’nın en özel kentlerinden biridir. Bu güzel ve etkileyici başkentte özel ve önemli tüm mekanlar neredeyse bir arada bulunduğundan, şehri gezmek için pek zorluk çekmeyeceğinizi söyleyebiliriz. O özel yerlerden bir kısmı için şöyle buyurun:

1. Schönbrunn Sarayı

Bahçeleriyle ve çeşmeleriyle ünlü bir saraydır. Toplam 1200 odalı olan, yazlık sarayın bahçesinin yapımı uzun yıllar almıştır. Çeşmesi ise imparator tarafından Schönbrunn (Güzel çeşme) adı verilerek inşa edilmiştir. Kentin olduğu kadar Avrupa’nın da en güzel yapılarından biridir kendisi. On sekizinci yüzyılın başlarında, dev bir park alanının içerisine yapılan saray, günümüzde de bu özelliği ile Avusturya’nın en önde gelen turistik yerlerinden biri ve hatta ilk sayılacak yeri.

2. Hofburg İmparatorluk Sarayı

Bu saray Viyana’da daha çok kışlık saray olarak kullanılmaktadır. İçerisinde sayısız tarihi eser bulunmaktadır. Turistlerin odak noktası olmuş yerlerden biridir.

Hofburg Sarayı, Viyana’nın imparatorlukta kullandığı saray idi ve I. Dünya Savaşının bitimine kadar Avusturya hükümdarlarının merkeziydi. Avrupa tarihinin çok önemli bir kısmının yazıldığı yer olan Hofburg Sarayı, 700 yıllık mimarlık tarihinin de türlü izlerini taşıyor. 13.yüzyıldan beri neredeyse her gelen hükümdar, saraya bir parça ekletmiş ve sonunda Gotik tarzdan Rönesans’a, Barok’dan Rococo’ya ve biraz da klasisizme birden çok etki barındıran sarayın bu izleri net bir şekilde ilk bakışta göze çarpıyor.

Devasa boyutta bir alana inşa edilen sarayın içinde bulunan avlular, meydanlar ve bahçeler ile adeta şehir içinde bir başka şehir görünümü oluşmuş. Bu büyük ve içerisinde pek çok bina bulunduran sarayın keşfi için ziyaretçileri uzun soluklu bir tur bekliyor.

3. Aziz Stefan Katedrali

Başkentin simgesi haline gelmiş bu katedral Viyana’nın merkezinde bulunuyor. 12.yüzyılın başlarında inşa edilen bu katedral, şehrin en gözde noktalarından biri gotik ve romanesk tarzı mimari yapılarını bulunduran katedral, renkli çatısıyla şehrin üzerinde yükselen bir değeri olmuş.

4. Prater

Dinlenme ve eğlence alanıdır. Avrupanın en eski dönme dolabı da burada hizmetine devam etmekte. Dönme dolabın üzerinden şehrin manzarası görülmeye değer. Hemen yanında oldukça büyük modern bir fuar bulunuyor.

5. Belvedere Sarayı

Belvedere sarayı Viyana’nın önemli saraylarından biridir. Saray merkezin dışında kalsa da gidip görmeye değer. Prens Eugen’in evi olarak tasarlanan sarayın içinde ayrıca Belvedere Müzesi de yer almaktadır. Sarayın diğer bir özelliği ise 2. Dünya savaşı sırasında Avusturya’ya özgürlüğünü kazandıran antlaşmanın bu sarayda imzalanmış olmasıdır. Bu saray iki parçadan oluşmaktadır: Aşağı ve yukarı belde. Beldeler çok geniş ve göz alıcı bahçe ile bağlıdır. Ayriyeten Türk büyükelçiliği de bu sarayın civar çevresinde bulunmakta.

6. Mozart Evi

Müzik dünyasının en büyük dehalarından biri olan ve klasik dönemin etkili ve üretken bestekârlarından olan Mozart’ın bestelerinin, senfonilerinin ve konçertolarının bu kadar ünlü ve muhteşem eserler olmasında hiç kuşkusuz Viyana’nın da çok önemli bir etkisi var. Müze, pek tatmin edici olmasa da, merak eden ziyaretçiler ve turistler için bir alternatif.

7. Albertina Müzesi

Viyana’nın en büyük sanat müzelerinden biridir. Sayısız çizimlerin, ağaç baskı, taş baskı ve modern grafik çalışmalarından oluşan koleksiyonlar bulunmaktadır. Müzesi Viyanalılar tarafından çok kıymet taşıyan ve sevilen bir müze. Müzede dünyaca ünlü sanatçıların eserleri de bulunuyor.  Bunların başını Leonardo da vinci, Raffael, Miachalengelo ve Rubens çekiyor.

8. Kunsthistorisches Müzesi – Viyana Sanat Tarihi Müzesi

Müzenin içinde sergilenen eşsiz eserler gibi kendi mimarisi de oldukça etkileyicidir. Müzeye girdiğiniz anda başınızı kaldırıp yukarı baktığınızda, tavanların ne kadar süslü olduğunu ve sütunların da üzerindeki el işçiliği ile yapılan resimleri gördüğünüzde zaten anlayacaksınız. Eğer Viyana’da müze gezmeyi düşünüyorsanız ilk olarak bu müzeyi gezmelisiniz. Müzede çok değerli ressamların da eserleri sergilemektedir.

Dekoratif sanatlar ve güzel sanatlar alanlarında dünyada da önemli bir yeri olan bu müze,en çok ziyaretçi akınına uğrayan müzelerdendir.

9. Doğa Tarihi Müzesi

Dünyanın en büyük ve en ünlü müzelerinden birisidir. Avrupa’nın olduğu kadar dünyanın da kıymet atfedilen müzelerinden biridir. Otuzdan fazla sergi salonuna sahip Avrupa‘nın en büyük doğa tarihi müzelerinden biri olan bu müze, neredeyse dokuz bin metrekarelik bir alanda kurulu. Müzede inanılır gibi gelmese de 30 milyon obje sergileniyor.

Viyana Doğa Tarihi Müzesi, arkeoloji, antropoloji, mineraloji, zooloji ve jeoloji sergilerinin yanı sıra, dünyanın en değerli taş koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapıyor.

10. Kelebek Evi

Koleksiyoncuların dikkatlerini üstüne toplayan, doğanın tüm renklerini kanatlarında barındıran eşsiz ve nadide kelebekler burada bulunmaktadır. Kelebek Evi girişinde kelebeklerin cinsleri hakkında detaylı bilgilere ulaşabileceğiniz bir pano bulunuyor. İçeride gördüğümüz cinslerin özelliklerini okuyarak doğada artık çok da fazla karşılaşamadığımız bu cinslerdeki kelebekler hakkında fikir sahibi olabiliyorsunuz. Kelebek Evi bir sera şeklinde inşa edildiği ve kelebeklere doğal bir ortam yaratmak amacıyla tasarlandığından aşırı derece nemli ve oldukça sıcak bir ortam. Müzeye giriş ücreti de 6 € gibi bir meblağ.

İrlanda’ya Gitmek İçin 5 Sebep

Aslında bu güzel ve samimiyet dolu Birleşik Krallık ülkesine gitmek için anlatmakla bitiremeyeceğimiz kadar çok sayıda neden var. Ancak biz 5 ile sınırlayalım dedik. Zaten tek bir fotoğrafına bakmanız bile, inanın sizi ikna etmeye kolaylıkla yetecektir.

  1. Parklar ve Yeşillikler

Yeşilin bambaşka bir tonunu bulacağınız, nadir ülkelerden biri İrlanda. Dublin mesela, teknoji devlerinin merkezi ama aynı zamanda Avrupa’nın en büyük şehir parkları da bu kentte bulunuyor. Bu alışık olduğumuzun baya bir dışında, kabul edelim. Ayrıca doğa manzaraları da nefes kesici nitelikte. Yine basit bir örnekle, Atlas Okyanusu boyunca metrelerce yükseklikte bulunan anakaradan adaya geçmek üzere halatlarla yapılmış Rope Bridge’den geçmek ve bu tüyler ürpertici deneyimi yaşamak, sizlere tarifi imkânsız ve de unutulmayacak güzellikte hisler yaşatacaktır. Bir de bölgeye giriş ücretsiz, gel de sevme şimdi bu ülkeyi.

Ülkenin sadece başkenti değil, merkezi, taşrası her yeri yemyeşil ve tertemiz bir havası var. İnsan hayalini kurarken bile ferahlıyor. J

  1. Edebiyat ve Sanat

Unesco tarafından ‘Edebiyat Başkenti’ olarak seçilmiş ve Dünya’nın en önemli yazarlarını yetiştirmiş Dublin’e gitmek için bu sebep tek başına bile yeterli olabilir. Samuel Beckett, Oscar Wilde, James Joyce, Bernard Shaw, W.B Yeats, Seamus Heaney, Bram Stoke, Jonathan Swift hep bu toprakların yetiştirdiği Dünya yazarları.

Edebiyat tutkunlarının mutlaka ziyaret etmesi gereken Dublin’de bulunan görkemli kütüphanesi ile de ünlü Trinity College unutulmamalı. Bu kütüphanede yer alan Hristiyan toplum için kıymetli eserlerin bulunduğu Book of Kells müzesi de mutlaka gidilip görülesi yerlerden.

  1. Teknoloji Devlerin Merkezi

Başkent Dublin, yüksek teknoloji endüstri bölgeleri, iş ve finans merkezleriyle Avrupa’nın Silikon Vadisi olarak tanımlanıyor. Google, Facebook, Yahoo, Microsoft, Intel, Pay-Pal, eBay, Linkedin gibi dünyanın en prestijli ve en büyük teknoloji firmalarının Avrupa merkezleri Dublin’de. O ballandıra ballandıra anlatılan harika ofisleri yakından görmek isterseniz, randevu alıp istediğiniz şirketleri gezebilme imkânınız var. Ne muhteşem değil mi?

  1. Muhteşem Müzikleri

İrlanda’nın geleneksel müziği ve “stepdancing” adı verilen dansı da dünyada bir fenomen yaratmıştır. Bazı yerlerde stepdancing için özel olarak gösteriler düzenlenmektedir. Flüt, akordeon, keman, gayda, gitar ve bodhrán adlı geleneksel davulların kullanıldığ bu müzik oldukça neşeli ezgilerden oluşmaktadır. Bir süre sonra siz de kendinizi kaptırıp bu dansı İrlandalılar ile yapmaya başlayabilirsiniz. Ayrıca Damien Rice ve Glen Hansard gibi başarılı ve sevilen sanatçıların da yetiştiği bir memleket. Merak edenler,  Once filmini ve oradaki muhteşem şarkılarla Glen Hansard beyefendiyi izleyebilir ve âşık olabilirler.

  1. Irish Publar

Rengarenk konseptleri ve ahşap dokularıyla, saatlerce İrlanda müzikleri ve enerji dolu insanlarla eğlenebileceğiniz harika publar da bu ülkede! Her şehrine has farklı farklı içkileriyle ve muhteşem danslarıyla yerinizde duramayacağınızı garanti edebiliriz.